21 Ocak 2021 Perşembe

Tebrikler Bir Dünya Gezisi Kazandınız!



Uyanmamı çılgınlar gibi isteyen çalar saatin arzusuna yenik düşen bedenim, uyuşuk hareketlerle kendine gelmeye çalışıyordu. Banyoya gitmek için içgüdüye dönüşmüş adımlarla yola koyulmuşken sabah haberlerini duvar ekranından açıverdim. Adımlarımı takip eden spikerin görüntüsü, yol boyunca duvardan duvara akarak beni izliyordu. En sonunda banyo aynasında kendi görüntümün ardındaki boyutta yerini almıştı. Ak saçlı ama oldukça dinç görünen spikerin dolgun sesi banyoda titreşimler yaratıyordu. Musluktan akan su benzeri temizleme jeliyle yüzümü yıkamaya koyulmuştum.

-Evet sayın seyirciler Nz2 Coming şirketinin bu seneki 10 yurttaşı, çekilişle dünya gezisine katılmaya hak kazandı. İşte merakla beklenen o talihliler: 4. Eyaletten Basa Sunda, 18. Eyaletten Janda Baruk, 2. Eyaletten Simon Buncir, 25. Eyaletten Jonh Gobles, 32. Eyaletten Kerem Akar….

Kendi adımı duyar duymaz sırtım eğik şekilde sağ elimi açarak havaya kaldırıverdim. O an tv haberi durakladı, acaba bulunduğum eyalette aynı isimden bu çekilişe başvuran var mıdır diye düşünüyordum. Haberi tekrar izlemek isteyecektim ki yeni bir yazılı mesaj simgesi hologram tavandan süzülerek banyonun duvarında açılıverdi. Büyük puntolarla iletinin ana başlığı yazıyordu:

TEBRİKLER...
Sayın Kerem Akar, şirketimizin yapmış olduğu eski dünya gezisine katılacak on talihli arasında yer almaya hak kazandınız. Önümüzdeki haftanın sonuna kadar yetkililere başvurunuz gerekmektedir.
Saygılarımızla Nz2 Coming.


İçimde tarif edilemez bir duygu belirmişti o an. Atalarımın, insanoğlunun ortaya çıktığı ilk gezegen olan dünyaya yolculuk yapacaktım. Belki de solunabilir son oksijenini ciğerlerime çekme şansına sahip olacaktım.

Yüzyıllar öncesi… Devletlerin ekonomik bunalımlara karşı koyamayıp şirketlere teslim edilmesinden de öte, hatta bulunduğumuz gezegendeki ilk yerleşimden de eski. Tanrım bu inanılmaz bir yolculuk olacak.

Sevinçli haberin hatırına sabah sabah mutfağımdan gerçek bir hamburger sipariş ettim, yani bildiğiniz gerçek bir kırmızı et ürünü. Orta düzeyde her bireye yılda bir kez verilebilecek yiyecekler listesinden, belki herkese nasip olmayabileceklerden. Yaşamadığım eski günlerin hatırına…

O gün neşeyle birbiri ardına perçinlenmiş bakır kırmızısı yollarda yürüyerek işyerine gittim. Artık bu şehrin metalik kokusundan kısa süreliğine de olsa uzaklaşabileceğim bambaşka bir gezegene ayak basabilecektim. Mutluydum…

Ardından geçen bir hafta ve tahmin edemediğim yolculuk süresinden sonra eski dünyaya kavuşmuştum. Rehberimizin anlattıklarına göre dünya üzerinde yaşanabilecek sadece küçük bir toprak parçası kalmış. Geride kalan dünya yüzeyi ise okyanuslarla kaplı. Kimi yerler devasa derinliklere ulaşırken kimisi sığ sularla örtülmüş.

Yeryüzüne ulaştığımız adada 5 kadın ve 5 erkek eski dünyayı tanımaya çalışıyorduk. Devasa kuşlar, devasa ağaçlar ve devasa yaratıklar her birimizin dikkatini çekmeye yetmişti. Gördüğümüz şeyler ansiklopedik bilgi kaynaklarımız olan holosekreterlerin anlattıklarından çok farklıydı. Sözgelimi karıncaların büyüklüğü yetişkin bir insanın boyuna yaklaşıyordu. Hepimiz eski dünyadaki canlıların mutasyon geçirmiş olabileceğini düşünüyorduk; çünkü gördüğümüz şeyler anlatılanlardan ve öğrendiklerimizden çok farklıydı. Bu yüzden bu dünya sandığımızdan da tehlikeliydi. Bu tehlikeye rağmen kanatları küçük fırtınalara sebep olan onlarca kuş çeşidini, yer sarsıntısı meydana getiren atları, koyunları, sürüngenleri, tavşanları ve geyikleri görebildik.

Ancak her şey umduğumuz gibi geçmemişti. Gezintimizin 6. Gününde ben ve grubumdaki bir bayan aniden rahatsızlanıverdi. Nz2 Coming şirketinin açmış olduğu mini hastanede yataklara uzanmış şanssızlığımı düşünüyordum. Doktorun söylediğine göre grubumdaki bayan ağaçlarda oluşan pamukçuklardan, bense vahşi tavşan yünlerinden kapmış olduğum alerjik sendromdan yataklara düşmüşüm.

Sanırım bu eski dünya her yönüyle ciddi ve tehlikeli bir mutasyon geçirmiş, üstelik böylesine bir değişim geride kalan insanoğlunu da tehdit eder nitelikte. Belki de bundan dolayı bu gezegenden dört bir yana göç edildi.

Böylesine basit bir nedenden ateşli hastalık geçirircesine hasta oluşumuza anlam veremiyordum. Uzandığım yatağa gömülmüş, bir oda arkadaşıma birde dışarı bakan pencereyi seyrederken, aklıma mutasyona uğramış devasa canlılar geldi. Öğrendiklerimizden aşırı büyük bir dengeyle karşılaşmıştık. Ve o an aklımda birbiri ardına yıldırımlar çakıverdi. Ya mutasyona uğrayıp eski dünyaya göre küçülmüş olan bizlersek?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder