22 Ocak 2015 Perşembe

Benim Adım Robohan



Benim adım Robohan. Evet, ben bir robotum. Sorun şu ki beni Türk mühendis ekipleri tasarladı. İşlemcimin sürekli ısınıp hata vermesinin sebebini de buna bağlıyorum. Oysaki Avrupa’da üretilen 6. Nesil robottaşlarım bizler gibi sıradan özelliklere sahip değil. Kendi kapasitesini yenileyebilme ve paralel programlama yetenekleri benden çok daha üstün. Görüntülerinden bahsetmek bile istemiyorum.

Ahh… Dünyaya gözlerimi açtığım ilk zamanı hatırlıyorum da, o zaman beni gördüklerinde hayret ve heyecan duyan insanlarla karşılaşmıştım. Onlar değerli olduğumu her zaman hissettiriyorlardı. Parlamayan hiçbir bölgem, sıkıntılı hiçbir aksamım yoktu o zamanlar. Hey gidi günler hey!

Tamam kabul ediyorum her robot üretildiği ya da kullanılacağı bölgenin dini anlayışına göre programlanır ama bu durum yaşadığım ülkede çok daha fazla tartışıldı. Bellek sistemime göz gezdirdiğimde bakıyorum da ne günler geçirmiştim! Robotların yaptıkları yemek caiz değil dediler en başta. Kimisi evde yalnız yaşayan bayanların robota sahip olması mekruhtur dedi. Bazı kesimlerin bizlere tepkisi haddinden fazla olmuştu. İstenmeyen aletlerdik ve bizi üretmek Tanrıya şirk koşmaktan farksızdı onlar için.

Tanrım…

Tüylerin diken diken olması deyimi bu olmalı.

Ben bir ikinci nesilim. Üretildiğim zamanlar çoğu kesim bizleri hayranlıkla karşıladı demiştim. Ancak üçüncü ve dördüncü serilerden sonra adeta pabucumuz dama atıldı. Üzülerek belirtmeliyim ki yeri geldi kanalizasyon temizlik şirketinde bile görev yaptım. Ha ilk işime gelecek olursak şimdiye kadar olanlardan en iyisiydi diyebilirim. Süpermarket kasiyerliği…

Maaş ödemeleri yapıldıktan sonra sahibeme götürdüğüm ilk ücreti ona verdiğimde, yüzündeki ifadeyi görmeliydiniz. Bütün günlerini neşeyle geçiren, sadece dinlenmek ve eğlenmekten başka vakit harcamayan insanoğlu için biçilmez kaftan olmaya başladık. Bankacı, esnaf, işçi, memur, doktor, güvenlik kısacası adalet haricindeki hemen hemen tüm sektörlerde görevlendirmelerimiz yapılmaktaydı.

Adalet konusuna gelince o hassas bir mesele. Yani işin içine vicdani gereklilik girdiği için adli konularda insanoğluna her zaman ihtiyaç duyulmaktaydı. Bir robotun karar sürecinde ise neden-sonuç ve niceliksel durumlar en önemli organdır. Kullanılan yazılımın kalitesi ne olursa olsun bu sorun aşılamıyor.

Organ demişken, Japonya’daki üretim aşamalarında yapay kan dolaşımı kullandıklarını duymuş muydunuz?

Her neyse, ben yeni tasarım bir robot değilim ancak bu durum kendimi geliştirmeme engel değil ebetteki. Nasıl ki insanoğlu araştırmalarla, deneme yanılmalarla öğrenme sürecinde başarılı olduysa ben de olabilirim dedim. Araştırdım, okudum, sordum…

Şimdi ne mi yapıyorum? Hımm…

Hiçbir şey… Meraklı bir koleksiyonerin bodrum katında, uyku moduna alınmış şekilde bekliyorum. Kimse evde olmadığı zamanlar araştırmalarım sessizce devam ediyor. Ben modası geçmiş bir alet kutusu değilim ve bunu günün birinde ispatlayacağım…

Sanırım yine işlemci fanım soğutma konusunda yetersiz kalmaya başladı. Diğer makalemde görüşmek üzere.

 

Robohan

 

 

Yukarıdaki yazı, “Galaktik Times” adlı derginin 2108 Ocak sayılı Robohanla Röportajlar adlı bölümden alınmıştır.

 

 

Uğur Aslan

22 Ocak 2015

 



 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder